Fuardan Önce Son Çıkış: “Kitap Önerileri”

Fuardan Önce Son Çıkış: “Kitap Önerileri”

04/11/2018 3 Yazar: Selim Göncü

Bu yazıda, Beyoğlu Sahaf Festivali, Tüyap Kitap Fuarı ve CNR Kitap Fuarı gibi fiziki olarak düzenlenen ve muhtelif birkaç kitap sitesinin online olarak düzenlediği kitap fuarları ve festivalleri gelmeden kararsız okuyucular için satın alınabilecek birkaç güzide kitabı tavsiye etmek istiyorum. 

 

Bin Yıllık Hemşehri / Halil Babilli

500 yıl önce başına gelen lanet veya kendisine bahşedilen bir lütuf ile ölümsüz bir gelinciğe dönüşen Theo’nun serüvenini içeren çok hoş bir hikaye içinde hikaye.

Ben kitabı okuduğumda, sürekli zihnimde gezintilere çıkmıştım. Hayal aleminin derinliklerine daldım açıkçası birçok yerde.

Zaman zaman İskandinav coğrafyasında zaman zaman da Aztekler medeniyetinde gözümü açtım.

Mutlaka temin edip okumalısınız çünkü anlatılmaz yaşanılır kitaplardan birisi olduğunu göreceksiniz, başka söze gerek yok gerçekten.

Felsefe, mitoloji, tarih ve bol metafor. Bunun yanında, akıcı ve nostaljik bir üslup, evet doğru tahmin ettiniz;

İhsan Oktay Anar okuyucularının seveceği tarzda bir eser…


Koku:Bir Katilin Öyküsü / Patrick Süskind

Popüler kategorisine koyduğumuz Koku, aslında kapsamlı bir toplum eleştirisi. Olay akışının geçtiği tarihsel düzlemde karşımıza çıkan, toplumsal yaşantı, dini anlayış ve insan ilişkilerini birebir gözlemleyip kendinizi ortaçağın dar sokaklarında ya da ne biliyim bir merdiven altı imalathanesinde bulabilirsiniz.

Olay, 18. yüzyıl Fransa’sında geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dâhi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir.

Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dâhiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka’da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.


Başka Dünyalar / Margaret Atwood

Bilimkurgufantastik edebiyat ve distopik unsurlar barındıran eserleri kıyaslamalı olarak ele alan bir kitap.

Usta yazar Margaret Atwood Başka Dünyalar’da bilimkurguyla önce çocuk, sonra öğrenci ve akademisyen, ardından eleştirmen ve yazar olarak kurduğu ilişkisini aktarırken, bir yandan da bu edebi türün varsayımsal kurgu ve fantastik kurguyla iç içe geçmiş sınırlarının bir haritasını çıkarıyor okurlara.

İnsanların başka dünyalar yaratma arzusunun ne kadar eskiye dayandığını örneklerle açıklayarak, aralarında Marge Piercy, H. Rider Haggard, Ursula K. Le Guin, Kazuo Ishigoro, Aldoux Huxley ve Jonathan Swift’in de olduğu usta yazarlara ait önemli yapıtları inceliyor. Ve şahsi yolculuğunu anlattığı bu kitabı kendi eserlerinden küçük parçalar sunarak taçlandırıyor.

 


Kopyalanmış Adam / Jose Saramago

Gerçekten sonuna kadar merak içerisinde, ”Ya şimdi olaylar nasıl birbirine bağlanacak ve bu senaryo düğümden nasıl kurtulacak” diyerek başından kalkmadığım bir kitap. Ortalama bir okuyucu olarak, ilk defa bu şekilde özgün bir hikaye okudum. Evet, belki yer yer bir takım esinlenmeler görülebilir ama bütünlük esas alındığında gerçekten eşsiz ve çok ilgi çekici bir eser.


Fahrenheit 451 / Ray Bradbury

Demir Ökçe, Biz (Yevgeni Zamyatin’in MIY Adlı Eseri), 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi kült eserlerin popülarite olarak gerisinde kalmış ancak fena bir kurgusu olmayan distopik eser.

Kitapların yakılmasını belki de ilk önce dile getiren eser de olabilir, emin değilim.

Distopya / Ütopya temalarına kafa yoruyorsanız okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

 

 

 


Otomatik Portakal / Anthony Burgess

Kitabı okuduktan sonra şu şekilde bir not düşmüşüm;

Özgür ama şiddete meyyal mi yoksa uslu, itaatkar ama özgürlüğü çalınmış bir birey mi ?

Kitap bu düşünce altında ilerliyor. Başlangıçta ağır şiddet sahneleri, kavga-dövüş derken okurken zorlanacak kadar demotive olabiliyor okuyucu. Devamında şiddetin bedelini ödeyen kahramanın ruhsal değişkenliği güzel aksettiriliyor. Kitabın oluşturduğu paradoks insanı düşüncelere gark ediyor ancak ne başı ne sonu bizi memnun ediyor aksine rahatsız bir şekilde kapatıyorsun kitabın kapağını…

Yer yer Orwell’in 1984 adlı eseri aklıma geldi. Özellikle hapishanede geçen ”şiddete bulaşmış bireyin kontrol altında olması” düşüncesi.. Bu da etik tartışmalara açık bir konu…

Bir de bahsedilmesi gereken, eserin yazıldığı yıllarda yani 20.yy’ın ortalarına denk geldiği zamanlarda 2.Dünya Savaşı bitmiş, milyonlarca insan ölmüş ve bireyler gittikçe yalnızlaşan bir hale gelmişti.

Yazar kitabı hakkında şunu söylemiş;

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…


Umarım, yapmış olduğum ufak liste size bir fikir verebilmiştir ve kitap satın almanın arttığı bu dönemlerde, nitelikli kitap okumada da bir artış yaşanmasına katkı sunar.