Müzik ve Tedavi: Türk Müziğinin Şifalı Yönü

Müzik ve Tedavi: Türk Müziğinin Şifalı Yönü

26/05/2017 0 Yazar: Selim Göncü

De ki: “Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O’dur.  Ne az şükrediyorsunuz?” (Mülk,23)

Sesin ve sessizliğin belli aralıklarla ifade edildiği sanatsal form olan müzik, anlamlı titreşimlerden müteşekkildir. Bu anlamlı titreşimlerin hayatımıza etkisi büyüktür. Kimi zaman ‘’eğlenme’’ kimi zaman da ‘’motivasyon ve güdülenme’’ amacıyla icra edilen müzik, fiziksel ve ruhsal hastalıklara deva olarak da (Müzik ve Tedavi) hayatımızdaki etki havzasını genişletmektedir. Bu yazıda özellikle Türk tarihinin belli başlı dönemlerinde icra edilmiş, hastalıklara karşı etkili ve terapi yönü açık müzikleri derlemeye çalışacağım. Yazımda yer alacak eserlerin, kişisel arşivlerinizde yer alabileceği ümidiyle yazıya başlıyorum.

  • Eski Türk toplumlarında Kam(Baksı)’lar hastalarını müzik ve belli ritimlerle tedavi ediyordu. Binlerce yıllık geleneği Tümata & Oruç Güvenç katkısıyla hissetmek için tıklayınız. Hastaları transa geçirip, tedavi esnasında hastanın acı duymasını engellemek bir nevi çağlar öncesinden ”narkoz etkisi”…
  • Orta Asya kökenli müzik karakteri gösteren Pentatonik müziğin, insana güven, kararlılık ve rahatlık verdiği düşünülüyordu. Günümüzde hala, hamilelere doğuma kadar ve doğumdan sonra çocuklara, 9–10 yaşına kadar sadece pentatonik müzik dinletilmesi öneriliyor. Dinlemek için tıklayınız.

8.yüzyılda Fas ve 9.yüzyılda Bağdat ve Şam çevrelerinde akıl hastaları, kendi ruhsal durumlarına göre müzikle tedavi  ediliyordu. Ruhsal tedavi açısından ünlü fizikçi İbn el-Heysem, müziğin insanlar ve hayvanlar üzerindeki etkisini incelemiş, Ebubekir el-Râzî, Fârâbî ve İbn Sina’nın da bu yolda çabaları olmuştur. Fârâbî müzik makamlarını, ruha etkileri bakımından sınıflandırmıştır. (Isfahan, Uşşak, Hüseynî, Hicaz v.d.)

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise bu çalışmalar belli bir kurumsal kimlik kazanarak devam etti. Bir çok şifahanede müzik ile tedavi uygulandı. Önceki birikimlerle, şifahânelerde müzik ile tedavi gelişmiş olup, hangi makamın hangi hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.

Rast Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  •  Fazla uyumayı engeller.
  • Kemiğe ve beyne etkisi vardır.
  • Nabzı yükseltir.
  • Neşe, iç huzur ve rahatlık sağlar.
  • Kaslara tesir eder.
  • Akıl hastaları ve şizofreni hastalarına iyi gelir.
  • Spazm çözücü olması sebebiyle, spastik ve otistik hastaların tedavisinde yararlıdır.

Rast makamına güzel bir örnek için tıklayınız.

Nihavend Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Kan dolaşımına, karın bölgesine, kalça, uyluk ve bacaklara etkisi vardır. 
  • Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır.
  • Kuvvet ve barış duygusu verir.
  • Akıl hastalıklarını iyileştirmede önemli rol oynar. 

Nihavend makamına örnek için tıklayınız & biraz daha uzun bir dinleti için tıklayınız.

     Rehavi Makamı

     neye iyi gelir ? 

  • Baş ağrıları, burun kanamaları, ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara faydalıdır.
  • Doğuma yardımcı olur.
  • Göğüs, mide ve yan böğür (basen) için faydalıdır.
  • Akıl hastalarına iyi gelir.

Rehavi makamına Bekir Sıdkı Sezgin‘den güzel bir eser için tıklayınız.

     Hicaz Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi vardır.
  • Üro-genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazladır.
  • Göğüs bölgesi diğer önemli etki alanıdır.
  • Düşük nabız atımını yükseltir.
  • Alçakgönüllülük duygusu verir.

Hicaz makamına örnek için tıklayınız.

     Isfahan Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Güven hissi ve zihin açıklığı (zekayı açma imkanı) sağlar.
  • uyum sağlama, gönül yenileme, hareket yeteneği, düzgünlük verme ve hatıraları tazeleme özelliği vardır.

Isfahan makamında, Hacı Arif Bey‘in bestesini dinlemek için tıklayınız & bestesi Rahmi Bey‘ e ait eseri dinlemek için tıklayınız.

     Uşşak Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Kalp, ayak rahatsızlıkları, nikriz (damla) ağrılarına faydalıdır.
  • Gülme, sevinç, kuvvet ve kahramanlık duyguları verir.
  • Derin aşk ve mistik duyguların ifade vasıtasıdır.
  • Uyku ve istirahat için faydalıdır, gevşeme hissi verir.

Uşşak makamında, Bestekarı Şevki Bey olan bir eser için tıklayınız.

     Irak Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Menenjit, beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır.
  • Omuz, kol, sol kol ve ellere etkilidir.
  • Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir.
  • Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir.
  • Korku gidericidir.
  • Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır.

Irak makamına ait bir eseri dinlemek için tıklayınız.

     Hüseyni Makamı

     neye iyi gelir ?

  • Güzellik, iyilik, sessizlik, rahatlık verir ve ferahlatıcı özelliği vardır.
  • Karaciğer, kalp ve ruhların iltihabını söndürür ve yok eder.
  • Mide hararetini giderici özelliği vardır.
  • Büyük erkeklerde görülen gizli ateşli nöbeti ve günde bir kere gelen ateşli nöbetin giderilmesinde faydalıdır.
  • Sol omuza etkilidir.
  • Sıtma hastalığına iyidir.
  • Barış duygusu verir.
  • İç organlara etkilidir.
  • Tabiat ile birleştirir.
  • İçindeki, gizli pentatonik yapı sebebiyle, kendine güven ve kararlılık duygusu verir; bundan dolayı otistik ve spastik hastalara faydalıdır.

Hüseyni makamında, Cinuçen Tanrıkorur‘un bestekarı olduğu eseri dinlemek için tıklayınız.

     Segah Makamı

     neye iyi gelir ? 

  • Hararetten meydana gelen şişmanlık, uykusuzluk, yüksek nabız, kalp, ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır.
  • Beyin nöronlarına etkisi vardır.
  • Mistik duygular oluşturur.

Segah makamında, Buhurizade Mustafa Itri‘nin bestekarı olduğu eseri dinlemek için tıklayınız.

     Büzürk Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Zihni temizler, vesvese ve korkuyu def eder.
  • Fikre yön verir.
  • Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan şiddetli hastalıklara yararlıdır.
  • Güç kazandırır.
  • Boyun, boğaz, göğüs, ciğer ve kalp ve yan böğür (basen) için etkilidir.

Büzürk makamına Alaeddin Yavaşça‘ dan güzel bir eser için tıklayınız.

     Neva Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Göğsün sağ tarafına, böbreklere, omurilğe, kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır.
  • Üzüntüyü giderir ve lezzet verir.
  • Gönül okşayan makam adıyla bilinir.
  • Kötü fikirleri kovduğu, cesaret ve yiğitlik verdiği, gönül sevinci oluşturduğu ileri sürülür.
  • Kuvvet ve kahramanlık duyguları meydana getirir.
  • Akıl hastalıklarının tedavisinde faydalıdır.

Neva makamına Hamiyet Yüceses‘ten güzel bir eser için tıklayınız.

     Acem – Aşiran Makamı

     neye iyi gelir ? 

  • Kemiklere ve beyne etkilidir.
  • Vücutta yağ dengesine yardım eder.
  • Yaratıcılık duygusu ve ilham verir.
  • Durgun düşünce ve duyguları canlandırır.
  • Doğumu kolaylaştırır.
  • Anne karnındaki çocuğun yanlış duruşlarının düzelmesine yardım eder.
  • Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliği vardır.
  • Lezzet verir, gevşemeye yardımcı olur.

Acem – Aşiran makamına örnek için tıklayınız.

     Zengüle Makamı 

     neye iyi gelir ? 

  • Kalça eklemleri ve bacak içleri ile ilgisi bulunur.
  • Kalp hastalıklarına, menenjit ve beyin hastalıklarına etkilidir.
  • Beyin hastalıklarının ve ruh hastalıklarının tedavisi için mide ve karaciğer ateşini yok eder.
  • Hayal ve sırlar telkin eder, uyku verir masal duygusu verir.

Zengüle makamına örnek bir eser için tıklayınız.

     Saba Makamı

     neye iyi gelir ? 

  • Şecaat, cesaret, kuvvet ve rahatlık verir.

Saba makamında, Kani Karaca’dan sabah ezanı, dinlemek için tıklayınız.

     Zirefkend Makamı

     neye iyi gelir ? 

  • Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca faydalıdır.
  • Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer, göğüs, kalça ve sağ omuza etkilidir.
  • Meclisin neşesini arttırır.
  • Derin duygu hissi verir.

Zirefkend makamına güzel bir örnek için tıklayınız.

Bir çok makamı içeren, iki üstadın keyifli atışmasını da yazıya eklemeyi uygun gördüm. Kani Karaca ve Cinuçen Tanrıkorur ‘dan bir ”Meşk” …

Müzik ve tedavi işi ile profesyonel olarak ilgilenen, Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubunu, kısaca ”tümata” inceleyebilirsiniz.

Son olarak, konuyu daha geniş açıdan ele alan iki kitap eklemek istiyorum.

  • Cinuçen Tanrıkorur’un ”Türk Müzik Kimliği”  ve
  • Zeki Tez’in ”Tıbbın Gizemli Tarihi” 

Buraya kadar sabırla gelen kıymetli okuyucu, yukarıda ismi geçen rahatsızlıkların bir çoğunun modern tıp ile tedavi edilebildiğinin farkındadır. Bu yazı modern tıbbı kötülemek, eksik göstermek için yazılmadı elbette. Sadece, bir dönem insanların güzel yöntemler geliştirdiğini, sanatı, kendi değerlerini kullandığını ez cümle doğal kalabildiklerini ifade edebilmek gayretiyle yazıldı. Günümüzde, modern dünyada bizler kimyevi ilaçlara mahkumuz, doğadan ve kendimizden uzağız ve hatta ilaçların, hastalıkların esiriyiz. Bu yazı belki de bazı şeyler için güzel bir başlangıç olur.

Bu yazıda tüm üstadları anmamız zor olurdu. O yüzden ismi geçen ya da geçmeyen tüm üstadları, ustaları saygıyla anıyorum.